The Tigers

26 10 2008
Hull City Association Football Club a.k.a "The Tigers"

Hull City Association Football Club a.k.a The Tigers

Hull City şu sıralar herkesin dikkatini çekiyor. 1904′te kurulmuş kulübün, kayda değer herhangi bir başarısı yok. Geçen yıl Wembley’de play-off finalinde Bristol’ü 1-0 yenerek tarihlerinde ilk defa Premier Lig’e yükseldiler.

Wembley'de Son Düdük

Wembley'de Son Düdük

Premier Lig’deki ilk maçlarında Fulham’ı 2-1 yendiler. Daha sonra deplasmanda Blackburnle 1-1 berabere kaldılar, kendi evlerinde de Wigan’dan beş yediler. Deplasmanda Newcastle galibiyeti, içeride de Everton beraberliğiyle istikrarsız performanslarını -bocalama süresi diyelim- sürdürdüler. Bundan sonra da, bu haftaki West Bromwich galibiyetiyle birlikte ardarda dört galibiyet aldılar. Arsenal, Newcastle, Tottenham, West Ham, Fulham yendikleri takımlar. Sadece Wigan’a yenildiler, Everton ve Blackburn’le berabere kaldılar.

Geovanni Deiberson Mauricio

Geovanni Deiberson Maurício

Takımda özellikle 7 maçta 4 gol atan Geovanni dikkat çekiyor. Tottenham’a attığı frikik golü unutulmazlar arasındadır.





Arsenal, Olympiakos, Bursa

26 10 2008
Volkan

Volkan

Fenerbahçe’nin “5-2″ haftası oldu bu. Arsenal’dan Kadiköy’de 5 tane çerez gibi gol yendi, bir sürü pozisyon harcandı. Orta sahası olmayan bir takım Fenerbahçe, bunu özellikle büyük takımlara karşı oynarken daha iyi görüyoruz. Selçuk, Maldonado, Uğur vs defansif manada, refakatçilik dışında hiçbir şey yapmıyorlar. Isıran, basan, gerektiğinde ince bir tekmeyle rakibini indiren Aurelio, Appiah ve geçen yılın başındaki performansıyla Deniz şuan bu takımda Şampiyonlar Ligi maçına çıkamıyorlar. Aurelio ve Appiah takımdan ayrıldı yapacak bir şey yok. Ama Deniz’i Şampiyonlar Ligi listesine almamanın mantıklı bir açıklaması yoktur benim gözümde.
Gerek kuvvet, gerek hız, gerekse de kondisyon manasında olsun, fizik gücünün futbolun bel kemiği olduğunu bir kez daha gördük Fenerbahçe, Arsenal maçında. Güçlü olan kazandı, dirençsiz olan kaybetti.

Adebayor

Adebayor

Bursa da iki sezon evvelki Manisaspor’dan pek farkı olmadığını gösterdi. Ligin başında bir seri tutturdular, sonra havaları söndü. Ama erken toparlanırlarsa üst sıraları zorlamaya devam ederler.

Deivid

Deivid

Fenerbahçe’nin son golünü atan Deivid, 2007 ŞL Finalinde ki Lampard kadar duygulandırdı herkesi.

Dil

Dil

Galatasaray’da Olympiakos’u Kewell’ın golüyle 1-0 yendi. Grup Uefa Kupası standartlarına göre zorlu sayılır. Ama sakatlarında iyileşmesiyle Galatasaray gruptan çıkmaya yetecek kadar puan toplar. Bugün Eskişehirspor’la oynayacaklar. Zorlanacaklarını zannetmiyorum. Ama futbol bu, belli olmaz.





Estonya, Kocaeli

18 10 2008

Türkiye, Estonya’ya gol atamadı. Bahsettiğim Terim cenabetliği tuttu. Olmaz böyle iş. Halil ve Yusuf’un kaçırdıkları girmeliydi ama Halil’li Yusuf lu kadronun bulduğu pozisyonlarda görmezden gelinmez herhalde. Bol pozisyon bulduk, net pozisyonlar bulduk, atamadık. Estonya’nın da hakkını yememek lazım onlarda iyi pozisyonlar buldu, onlar da atamadı. Ama ararız biz bu kaybedilen puanları. Terim’inde sözleşmesini uzatacaklarmış 2012′ye kadar.  Aylık 220bin  ytl  alacakmış  imparator.  Gözün doysun hoca.

Fenerbahçe’de Kocaeli deplasmanından 3 puanı ıkınarak çıkardı. Maç hakkında söylenecek çok söz yok aslında. Güiza iki asist yaptı, bir de gol attı. O kadar. Fenerbahçe’nin ligin başından beri yaşadığı sorunun reçetesini de Rıdvan Dilmen çoktandır vermişti; “Fenerbahçe’nin 3 tane Appiah bulması lazım.” Emre hocanın kastettiği tipde topçu, Appiah’ın kendisini de kaçırmasaydı Aziz Bey çok güzel olacaktı.  Ama kaçarı yok, Arsenal, şu güne kadar izlediğimiz Fenerbahçe’yi mundar eder. Liverpool karşısındaki Beşiktaş’tan beter eder.





Bosna, Estonya

14 10 2008

Bosna’yı 2-1 yendik. Volkan o kaslı, kocaman vücudun içinde gerizekalı bir kedi taşıdığını tekrar ispatladı. Sabri eşek gibi koştu diye bazı aklı evveller onu Türkiye’nin yeni 10 numarası ilan ettiler. İtiraf edeyim kullandığı kornerlerin bir tanesini kendisinden beklemezdim ama onun dışında çok da bir numarası yoktu gibime geldi. Belki ben önyargılıyımdır, bilemeyeceğim. Mevlüt çok kovalıyor ama çok da kaçırıyor, Kezman tipi forvet işte. Batuhan’ı izleyemedik doğru dürüst, sakatlandı gariban. Ayhan’ı sahada göremedim. Kazım hava toplarının çoğunu indirdi, Halil attığı çalımla günü kurtardı, Yusuf’u anlatmaya kelimeler yetmez. Bosna’da hiç iş yok yalnız.

Yarın Estonya ile oynuyoruz. Bosna bunlara 7(yedi) sallamıştı, bizim 10 atmamız lazım. Yusuf ilk on birde başlarsa atadabiliriz belli olmaz. Ama Mr. Terim’in küçük takımlara karşı bir cenabetliği var, fark beklerken puansız dönebiliriz. Maç 21:30′da Trt 1′de.





Skibbe’ye Omuz Attılar

10 10 2008

Bizde kavgalar genelde böyle başlar. Birine gıcıksan, yanından geçerken omuzu çakarsın akabinde efendi gibi adamı döversin. Galatasaray yönetimi de Skibbe’ye omuzu attı. Şöyle ki:

“Galatasaray futbol takımı antrenörleri Ümit Davala ve Edwin Boekamp ile 10 Ekim 2008 tarihi itibarıyla yollarımızı ayırmış bulunuyoruz. Kendilerine bugüne kadar kulübümüze vermiş oldukları hizmet ve emekleri karşısında teşekkür eder, bundan sonraki yaşamlarında başarılar dileriz”

Açık açık artık istifa et, bas git, gözüm seni görmesin diyor Adnan Polat. Ertuğrul gibi saflık yapmaz, efendi gibi tazminatını alır Skibbe. Yalnız Davala, Ümit Milli Takımı paşalar gibi yönetiyordu. 2 ayda işsiz kaldı gariban.

Artık gözler Aragones’de.





Sabri’nin Dayanılmaz Gerçekliği

10 10 2008

Fatih Terim’in Sabri’yi Galatasaray’a kazandırdğı o kara günlerde bazıları için umut olmuştu Sabri. Zaman geçtikçe kendisinin herhangi bir alet-edevata sap olamayacağı anlaşıldı. Ama Fatih Terim bu, bir kere taktı kafasına Sabri’yi, bırakır mı hiç? Herhangi bir Anadolu takımında dahi ekmek yiyemeyecek, pas atmayı, orta açmayı, şut çekmeyi ciddi ciddi bilmeyen bu topçu A Milli Takım’ın gediklisi oldu. Allah sonumuzu hayır etsin.





Allah’ım Sana Geliyorum

10 10 2008

Aragones Türk olsaydı, Kayserispor maçından sonra böyle haykırırdı dağlara taşlara. Hakkıdır da.

Sakatlıklarla başlayan, süren bir sezon.

Sakar defans, kabiliyetsiz orta saha, işlemeyen kanatlar ve yapayalnız bir forvet.

Fenerbahçe’nin bugünkü başarısızlığından en az sorumlu olan kişi Aragones’dir herhalde.

Ama bizim “dede avcısı” medya ilk onun kalemini kırmaya niyetli. Fenerbahçe Daum ve Zico’yla nasıl sabırla ilerlediyse Aragones’le de ilerleyecektir. Esasen Aragones’in şanssızlığı Aurelio’nun gitmesi oldu. Allah’a emanet orta saha, defansın da daha çok açık vermesine ve hata yapmasına neden oldu. Ligde 4 mağlubiyet, 2 galibiyet ; Şampiyonlar ligi grup maçlarında 1 mağlubiyet, 1 beraberlik. İşte Aurelio’yu kaçırmanın bilançosu.

Aziz Yıldırım’ın icraatleri sürüyor(!).








Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.